El Atmanın Önlenmesi Davası

El Atmanın Önlenmesi Davası

El Atmanın Önlenmesi Davası Nedir?

Zilyede veya malike ait mülkiyette bir kimsenin haksız işgali neticesinde açılan; bu işgali ortadan kaldırmaya yarayan davaya el atmanın önlenmesi davası denir. 1982 sayılı T.C Anayasası’na göre mülkiyet hakkı, 4721 sayılı Medeni Kanun’da düzenlenmiş olan bir haktır. Mülkiyet hakkı, ayni ya da şahsi hak sahibi kişinin mülkiyet, oturma, intifa gibi sahip olduğu şey veya şeyler üzerinde o kişiye tam egemenlik tanıyan bir haktır. Bu hak, kişiye, sahip olunan şey ya da şeylerden yararlanma, o şeyleri kullanma ve tasarruf etme yetkisi ve hakkı verir. Bazen kişinin sahip olduğu mülkiyet hakkına saldırılar olabilmekte ve kişi, haksızlığa uğrayabilmektedir.

Bu saldırı ve haksızlıklar, kişinin mülkiyet hakkının ona sağladığı kullanma, tasarruf etme ve yararlanma yetkilerini kullanmasına engel olur. Bir kişiye ait mülke izinsiz girilip oturulması, bir kişiye ait tarladan izinsiz ve haksız bir şekilde ürün toplanması, arazi üzerine yapı yapılması, miras kalan taşınmazlarda veya hisseli tapularda, mirasçılardan ya da paydaşlardan birinin taşınmazın tamamı ya da hakkını aşacak kısmını kullanması gibi ve benzer durumlar, mülkiyet hakkına saldırı kapsamındadır.

Müdahalenin Men’i de denilen El Atmanın Önlenmesi ile kişinin mülkiyet hakkına gelebilecek saldırı ve haksızlıkların önüne geçilebilmektedir. Bu saldırı ve haksızlıkları önlemek adına kanunlarda çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Türk Medeni Kanunu madde 683’ün 2. Fıkrasına göre hukuka aykırı bir şekilde mülkiyet hakkının ihlal edilmesi sonucu malik, bu haksız müdahale ve saldırıyı dava açarak sonlandırma hakkına sahiptir. El Atmanın Önlenmesi, taşınmaz ve taşınır tüm mallara yöneliktir.

El Atmanın Önlenmesi Davası Şartları

Kişinin mülkiyet hakkına gelebilecek herhangi bir saldırı ve haksızlıkların önüne geçmek için El Atmanın Önlenmesi veya Müdahalenin Men’i davası açılabilmesi, bir takım şartları gerektirmektedir. Bu şartlardan ilki, malik olma şartıdır. Yani, kişinin mülkiyet yetki ve haklarına sahip olması gerekmektedir. Bu dava, malik veya mirasçıları tarafından açılabilmektedir. Kişinin davaya söz konusu olan taşınır veya taşınmaz mal üzerinde hakkı olduğunu ispatlaması gerekmektedir.

El Atmanın Önlenmesi Davası açabilmenin ikinci şartı, ortada haksız bir müdahalenin varlığının olması şartıdır. Kişinin sahip olduğu taşınır veya taşınmaz malına karşı, şeklinin önemli olmadığı bir saldırı gerçekleşmesi ve saldırının fiilen devam etmesi gerekmektedir. Geçmişte yapılan bir saldırı ya da bir müdahale için davanın açılması söz konusu değildir. Bu davanın amacı, şu an mülkiyet hakkının kullanılamıyor olmasını düzeltmektir.

Herhangi bir hakka dayanmayan bu ayni veya şahsi hakka el atılmış saldırıya karşı açılan davada önemli olan, tıpkı istihkak davasında olduğu gibi mülkiyet hakkının korunmasıdır. Davanın açılabilmesi, el atmanın haksız olma şartına bağlıdır. Taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde sınırlı hakka sahip ayni hak sahibi de, El Atmanın Önlenmesi Davası açabilmektedir. El Atmanın Önlenmesi davası, kötü niyetli bir müdahale olmasa da talep edilebilmektedir.

El Atmanın Önlenmesi Davası Nasıl Açılır?

Bir taşınmaz veya taşınır mala karşı yapılan haksız bir müdahale ve saldırının giderilmesi, sadece dava yolu ile yapılabilmektedir. El Atmanın Önlenmesi Davasını kendine özgü birtakım özellikleri vardır. Öncelikle, davanın açılmasında bursa gayrimenkul avukatından destek alınması, en sağlıklı yöntemdir. Malın maliki tarafından malını haksız yere kullanan, elinde bulunduran kişiye karşı açılan bu davada mahkemeye hukuki açıdan çok iyi bir dilekçe sunulması ve dava masraflarının yatırılması gerekmektedir.

Davanın, haksız yapılan saldırı ve müdahale olur olmaz hazırlıksız açılması, ciddi zararlara neden olabilmektedir. El Atmanın Önlenmesi Davası, bu dava için görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmaktadır. Dava açılırken bir ön hazırlığın yapılması gereklidir. Dava açılmadan önce, ihtarların gönderilmesi önemlidir. Yetkili mahkemeler, taşınır veya taşınmaz malın bulunduğu yerdeki mahkemelerdir. El Atmanın Önlenmesi talebi ile birlikte mahkemeye başka talepler de sunulabilir.

Dava açılırken somut olayların şartlarına göre belirlenen ve sunulan başka talepler arasında ecrimisil ve tazminat gibi talepler bulunabilir. El atmanın önlenmesi davasında zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Davanın mülkiyet hakkına dayalı olması nedeniyle herhangi bir süre kısıtlamasının olması, bu hakkın özüne uygun değildir. El atmanın önlenmesi davasında sunulan birtakım ikincil talepler, zamansal sınırlamalara tabi olmaktadır.

El Atmanın Önlenmesinde Dava Süreci

Sahibine kullanma, yararlanma, tasarruf etme ve tüketip yok etme imkânı bile sunan mülkiyet hakkında, mal üzerindeki hakların kullanılması veya kullanılmaması, hak sahibinin inisiyatifi altındadır. Eğer hak sahibi, mallarını kullanmıyorsa bu, başkaları bu hakları kullanma yetkisine sahiptir anlamına gelmez. Bir başkasının, kişinin taşınır veya taşınmaz malına müdahale etmesi ve saldırması, mal sahibinin dava açabileceği anlamına gelir.

El Atmanın Önlenmesi Davası, taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemelerince görülmektedir. Dava öncesinde ihtarname çekilmelidir. Dava için çok iyi hazırlanmış bir dilekçenin mahkemeye sunulması ve dava masrafının yatırılması gerekir. Davacı, dava açabilmek için mal üzerinde hak sahibi olduğunu hukuka uygun delillerle kanıtlamalıdır. Davanın görülmesi esnasında, şahit dinletilebilmektedir.

Gerek gördüğü takdirde mahkeme, davaya konu olan taşınmazda keşif yapabilmektedir. Dava dilekçesi sunulurken ecrimisil talebinde de bulunulmalıdır. Zararın olması durumunda zarar da talep edilebilmektedir. Genellikle yargılama masrafları, karşı tarafa yükletilmektedir. Dava sürecinde, tarafların savunmalarını ve iddialarını dinlemek, bir müdahale veya saldırının olup olmadığı ve varsa hakka dayanıp dayanmadığı araştırılmaktadır. Zarar varsa zarar iddiası da araştırılmaktadır.

El Atmanın Önlenmesi Davası Tarafları

Çeşitli ihtimallere göre El Atmanın Önlenmesi davasında taraflar, değişebilmektedir. Dava, doğru kişilerce doğru kişilere karşı açılmalıdır. El Atmanın Önlenmesi davasında malik, sınırlı ayni hak sahibi veya bu kişilerin mirasçıları davacı taraftır. Davalı taraf ise mala haksız yere müdahale eden ve saldıran kişidir. Bazen elbirliği mülkiyeti olmaktadır. Böyle bir durumda, malik ile her bir elbirliği davayı ayrı ayrı açabilmektedir. Bununla birlikte, hepsi birlikte dava açabilmektedir.

Bu tip davalarda paylı mülkiyet hali de söz konusu olabilmektedir. Her bir paydaş, ayrı ayrı dava açabildiği gibi birlikte de dava açabilmektedir. Dava paydaşa karşı da açılabilmektedir. Bir e rehin ve ipotek halleri vardır. Malikin müdahalesi durumunda, rehin hakkı sahibinin malike karşı dava açabilme hakkı vardır. Eğer müdahale, dışarıdan biri tarafından yapılmışsa rehin sahibi ve malik dava açabilmektedir.

Bazen, devletin haksız müdahalesiyle de karşılaşılabilmektedir. Bu gibi bir durumda El Atmanın Önlenmesi Davası devlete karşı da açılabilmektedir. Sorunun çözümü, kamulaştırmasız el atma hükümlerine göre çözülmektedir. Devlet arazisine karşı yapılan müdahalelerdeyse davacı taraf, hazinedir. Hazine, bu tarz El Atmanın Önlenmesi için devlet arazisine haksız müdahalede bulunan kişilere karşı dava açmaktadır.

El Atmanın Önlenmesi Davasında İspat

Malikin, malına haksız olarak müdahale eden, saldıran ve elinde bulunduran kişiye veya kişilere karşı istihkak davası açabilmektedir. Bununla birlikte her türden haksız El Atmanın Önlenmesi de dava edilebilmektedir. Davanın açılabilme şartlarından bir tanesi ise davacının malik, mirasçı, sınırlı ayni hak sahibi, paydaş ya da rehin hakkı sahibi olmasını ispatlamasıdır. İspatlanması gereken bir diğer husus ise el atmanın haksız olduğudur.

El Atmanın Önlenmesi Davasında davalı olan taraf, müdahalesi hakka ve haklı nedenlere dayanıyorsa bunu ispat etmelidir. Haksız müdahalede bulunanın kötü niyetli olduğunu ispata gerek yoktur. El Atmanın Önlenmesi Davasında müdahalenin haksız olması yeterli olmaktadır. Davalı tarafın müdahalesinin haklı nedenlere dayanmasına örnek olarak, davacı tarafın davalı tarafa daha önce verdiği yazılı ya da sözlü izin veya icazet gösterilebilir.

Bu tür davalarda, ispatın yazılı resmi senetle olması şartı söz konusu değildir. Hukuka uygun her türden somut olayın ispatı geçerli olmaktadır. Hem davalı hem de davacı, sundukları ispatları eşit duruma getirmek için başka ispatlar da sunabilmektedir. Elbirliği mülkiyet ya da paylı mülkiyetle alakalı El atmanın Önlenmesi davalarında, davalının malın kullanımına dair paylaşımda bulunulduğunu ispat edebilir.

El Atmanın Önlenmesi Davası Ne Kadar Sürer?

El atmada, sahip olunan mala başkası tarafından zorluk çıkarma şeklinde müdahale edilmesi şart değildir. Malın kullanılması, maldan yararlanmaya engel olunması fiili olmasa bile, mal üzerinde hak iddia etmek ve ciddi bir müdahale tehlikesi yaratmak, dava açılması için yeterli sebeptir. Haksız müdahale, mülkiyet hakkına doğrudan el atma şeklinde de olabilmektedir, başka bir şekilde de gerçekleşebilmektedir.

El Atmanın Önlenmesi Davasının açılması, malın ve malikinin zarar görmesi şartını gerektirmez. El Atmanın Önlenmesi Davasında haksız müdahale sebebiyle meydana gelen bir zararı davacı, ayrıca talep edebilmektedir. Malın hasara uğraması durumunda, eski hale getirilmesi de talep edilebilmektedir. Yeteli koşullar mevcutsa haksız el atma nedeniyle davacı ecrimisil tazminatı da isteyebilmektedir.

Birçok faktör, El Atmanın Önlenmesi Davasında da tıpkı diğer hukuk davalarındaki gibi yargılama süresini makul tutmayı sağlamaktadır. Dava dilekçesinin bir avukat tarafından hazırlanması ve dilekçedeki zorunlu unsurların tamamlanmış olması şarttır. Dava dilekçesinde eksik tarafların bulunması, yargılamanın ilerleme sürecini etkiler. Bununla birlikte süreci etkileyen bir diğer faktör de, delillerin süresi içinde sunulmasıdır.

Olması durumunda, tanıklara yapılması gereken tebligatlar, takip edilmelidir. Dava süresinin en kısa zamanda sonuçlanması için mahkemeye bilirkişi raporu da süresinde sunulmalıdır. Tüm bu unsurlar, ne kadar hızlı olursa El Atmanın Önlenmesi Davası da, o kadar kısa sürede sonuçlanmaktadır. Dava sürecinin mümkün olduğunca kısaltılması için uzman bir avukattan destek alınması en sağlıklı yoldur.

El Atmanın Önlenmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Aksine bir düzenleme olmadığı sürece, El Atmanın Önlenmesi Davasında genel görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesidir. El Atmanın Önlenmesi Davası, usuli hatalardan sürecin gereksiz uzamaması için mutlaka görevli ve yetkili mahkemede açılmalıdır. Bu tür davalarda, dava konusunun değer ve miktarına bakılmamaktadır. Dava konusunun taşınmaz olması durumunda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2013/19685 Esas ve 2014/6897 Karar sayılı kararında,
“Davacının, maliki olduğu taşınmazı davalının fuzulen işgal ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı, davanın taşınmazın aynına, mal varlığına yönelik olduğu açıktır. Davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılacağı tartışmasızdır.”

Yetkili mahkemenin tespitinde genel yetki kuralı uygulanmaktadır. Dava konusu taşınır ise yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Apartman gibi kat mülkiyetinin konu olduğu davalarda görevli olan mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesidir.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi. 2017/4031 E. 2017/8659 K. 31.10.2017 tarihli ilamında,
“Dava, ortak kullanım alanına yönelik müdahalenin men’i ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosyaya getirtilen tapu kaydından davaya konu anayapının tek parsel üzerinde ve kat mülkiyeti kurulu olduğu anlaşılmaktadır. 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun Ek 1. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığın sulh hukuk mahkemesinde çözümleneceği hükme bağlanmıştır.

Ecrimisil davasının Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından kaynaklanmadığı, anılan Kanun maddesi hükmünün bu istem yönünden uygulama olanağı bulunmadığı için genel hükümlere göre sonuçlandırılması gerektiğinden mahkemece sadece kat mülkiyetinden kaynaklanan müdahalenin men’i istemi konusunda davanın tefrik edilip görevsizlik kararı verilerek dosyasının görevli ve yetkili sulh hukuk mahkemesine gönderilmesi gerekirken, müdahalenin men’i ile ecrimisil davalarına birlikte görevsizlik kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.”

Devletin taraf olduğu davalarda genellikle İdare Mahkemeleri görevli olmaktadır. Bir de, birleştirilen davalar vardır. Bu davalar, aynı sebep ve sonuç ilişkisi açısından birbirleri ile ilgisi olan davalardır.

El Atmanın Önlenmesi davasının takibinde, avukat tutmak zorunlu değildir ve kişi, davayı kendi takip edebilmektedir. Fakat bu tarz bir davada haksız müdahalenin ortaya çıkartılması gerekmektedir. Haksız müdahale ve saldırının çok zaman kaybetmeden sonlandırılması istendiğinden davanın bir avukat tarafından takip edilmesinde her zaman fayda vardır.

El Atmanın Önlenmesi Davasında Zamanaşımı

El Atmanın Önlenmesi Davası, ayni hakka ilişkin bir davadır. Dava, haksız el atma yani haksız müdahale veya saldırı devam ettiği sürece açılabilmektedir. El Atmanın önlenmesinde malikin uzun süre boyunca haksız müdahaleye yani el atmaya sessiz kalması ve davayı daha sonra açması hakkı kötüye kullanmak olarak değerlendirilmemektedir. Bu dava, nisbi harç ödenerek açılmaktadır. El Atmanın Önlenmesi Davasında zamanaşımı söz konusu değildir.

El Atmanın Önlenmesi Davasında zamanaşımı bulunmamaktadır. Yasal şartlar mevcutsa dava açmak için ilgili mahkemeye başvuru yapılır. Müdahalenin ardından yani müdahale bittikten sonra açılacak olan davanın haksız fiil zamanaşımına tabi olması söz konusudur. El Atmanın Önlenmesi Davasında, müdahalenin ne zaman gerçekleştiği, devam etmekte olup olmadığı gibi konular engel teşkil etmemektedir.

El atmanın önlenmesi davasında herhangi bir zamanaşımı süresi bulunmaması, bu davanın mülkiyet hakkına dayanmasından kaynaklıdır. Herhangi bir süre kısıtlamasının mülkiyet hakkının özüne uygun düşmediğini söylemek mümkündür. Ve El Atmanın Önlenmesi konusunda birtakım ikincil taleplerden söz etmek de mümkündür. Bu ikincil talepler, zamansal sınırlamalara tabi olan taleplerdir. Ecrimisil talebi, tazminat talepleri, geçmişe dönük olan belirli süre ile sınırı taleplerdir. Bu konuda birçok Yargıtay kararı bulunmaktadır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/3804 Esas ve 2019/7229 Karar sayılı kararında,

“Taşınmazın tahliyesi ve ecrimisil bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuz olup anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.”

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/3860 Esas 2019/3879 Karar sayılı kararında,

“Davacı, asıl davada; …mahallesinde bulunan bir daireyi satın almak için emlakçı ile anlaşarak tapuda işlemin yapıldığını eski malikin daireyi tahliye etmemesi üzerine yapılan görüşmede eski malikin dairesinin satılmadığını beyan ettiğini … mahkemece çekişmeli taşınmaza el atıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüyle davalının el atmasının önlenmesine ve 13.250,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline; satış işleminin hukuka uygun olduğu … Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; …’ın yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA..” kararını vermiştir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir